Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, önceki dönem Sanayi ve Teknoloji Bakanı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İhtisas Akademi’si tarafından düzenlenen
“İhtisas Akademi” 26 Zonguldak programına katıldı.
İmzasını Attı!
Bu arada Varank, programın yapıldığı salonun girişinde bulunan “2026 İhtisas Akademi Açılış Lansmanı’nın” panosuna hatıra amaçlı imzasını attı.
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Varank, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ve İstiklal Marşı’nın okunması ile “İhtisas Akademi” tanıtım ve faaliyet vizyonunun gösteriminin ardından kürsüden şu ifadeleri kullandı:
“TÜGVA’ın hayata geçirdiği ve tüm Türkiye’de uyguladığı bu güzel etkinlik vesilesiyle sizlerle bir araya gelmiş olmaktan, sizlerle buluşma imkanına kavuşmaktan, hasbıhal etme imkanına kavuşmuş olmaktan gerçekten büyük bir bahtiyarlık duyduğumu ifade etmek istiyorum. TÜGVA gençlerimize yönelik çok önemli, çok değerli faaliyetler, etkinlikler düzenliyor. Bunların en önemlilerinden bir tanesi de ‘İhtisas Akademesi’ dediğimiz özellikle üniversitede genç kardeşlerimizin tecrübe edebilecekleri, hayata dair bilgi edinebilecekleri ve kendilerini yetiştirebilecekleri bu güzel etkinlik. Burada eğitim alan genç kardeşlerimiz bir sertifikaya kavuşuyorlar, ama bundan da önemlisi gerçekten belki tanışma fırsatı
yakalayamayacakları o bilgiyi, edinme fırsatı yakalayamayacakları bilgilere kavuşmuş insanlara kavuşmuş oluyorlar. Ben şunun altını özellikle çizmek istiyorum TÜGVA’nın ilk kuruluşundan itibaren daha fikir aşamasındayken masanın başında genç arkadaşlarımız TÜGVA ile ilgili kendilerine hedef belirlerken, istikamet çizerken genç kardeşlerimizle beraberdik, yan yanaydık. Onlar bile belki TÜGVA’nın bugün geldiği noktada buralara ulaşabileceğini düşünmüyorlardı. Ama hamdolsun işte bugün gençlerle iç içe, sivil toplum kuruluşu nasıl olur, sivil toplum faaliyeti nasıl gerçekleştirilir, çok güzel işlere imza atan bir vakfımız var. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum. Rabbim yolunuzu açık etsin diyorum. İnşallah bu güzel faaliyetlere, etkinliklere devam edecekler.
‘Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta Ciğerlerimiz Yandı’
TÜGVA’nın temel amaçlarından bir tanesi genç kardeşlerimizi sokağa çıkarabilmek, hayatla buluşturabilmek, biraz da ekranların karşısından farklı işlerin olduğunu da gösterebilmek. Bunu en güzel şekilde yapabiliyorlar. Tabii şu anda ülkemizde bir tartışma var, çok acı hadiseler yaşadık, gerek Şanlıurfa’da, gerek Kahramanmaraş’ta adeta ciğerlerimiz yandı. Rabbim orada hayatını kaybeden bütün kardeşlerimize rahmet eylesin diyorum, şu anda tedavileri devam eden genç kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz ve burada büyük bir sabır mücadelesi veren, sabır imtihani veren ailelerimize de gerçekten baş sağlığı diliyoruz.
‘Teknoloji, Dünya Tarihini Hızlandıran Bir İş’
Tabii ne diyoruz? Teknoloji çok önemli, adeta dünya tarihini hızlandıran bir iş, hayatı kolaylaştırdığı gibi çok yanlış alanlarda da teknolojinin kullanımı mümkün. İşte bakıyorsunuz katil İsrail ve onun şu anda suyuna giden Amerika Birleşik Devletleri teknolojinin öncü ülkelerinden bir tanesi, ama bu teknolojiyi ne için kullanıyorlar? Yıkım için kullanıyorlar, katliam için kullanıyorlar. Demek ki tek başına bir işin olması önemli değil, o işi ne amaçla kullandığınız da önemli. İşte teknolojiyi nasıl kullanırsanız aslında elde ettiğiniz neticede ona göre oluyor. Şimdi bu acı hadiselerle birlikte Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşadığımız acı hadiselerle birlikte aslında bir teknoloji tartışmasının da yeniden alevlendiğini görüyoruz. Acaba burada bu suçu işleyen gençler teknolojiden ne kadar etkilendiler, teknoloji onları ne kadar yönlendirdi, işte teknolojiyi nasıl kullandığınızın bir örneği de Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki acı hadiseler…
Elbette teknoloji çok önemli, hayatımıza yön veren bir husus, ama bunu nasıl kullandığımız önemli, işte aslında burada yaşadığımız acı hadiselerle birlikte sadece bilgisayar oyunları, sadece dijital dünya, sadece sosyal medya değil, bizlerin aslında önemli bir karar vermemiz gerekiyor. Acaba bu teknolojiyi hayatımızın içinde ne kadar ve nasıl kullanacağız ve hayatımızı buna göre nasıl şekillendireceğiz, burada hepimizin üzerine düzen vazifeler var. Bizler siyasetçiler olarak
‘Türkiye Büyük Millet Meclisi Olarak Ne Yapacağımıza Karar Vermemiz Lazım’
Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak ne yapacağımızı karar vermemiz lazım. Bu sadece bir bilgisayar oyununun kullanılması değil, bunun içerisinde televizyon var, yayıncılık dünyası var,diziler var, senaryolar var, burada kullanılan reklam gelirleri var, bunların hepsini beraberce düşünerek bir karar vermemiz ve bir bakıma hepimizin fedakarlıklar da bulunması gerekiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir karar aldı, bunların hepsini değerlendirecek, bütün partilerin içersinde olduğu bir komisyon kurulacak ve detaylı bir şekilde biz bunları ele alacağız ve bunun neticesinde de mutlaka atmamız gereken adımlar olacak ve bizim burada toplu bir şekilde hep beraber fedakarlık yapmamız gerekiyorsa fedakarlıklar yaparak da bir netice almamız gerekiyor. Yoksa işte dünyanın nereye gittiği belli. Ülkemizde gençlerimizin karşılaştığı riskler, problemler belli.
‘Bu Hafta İçinde Komisyon Üyeleri, Komisyon Başkanı Belirlenecek’
Bu manada bu komisyonun faaliyetlerini çok önemsiyoruz. İnşallah bu hafta içinde komisyon üyeleri belirlenecek, başkanı belirlenecek. Ama biraz önce soyledigim gibi hepimizin yapması gereken fedakarlıklar var mesela aileler olarak akşamları ekranın karşısına geçtiğimizde o 3,5 saatlik, 3 saatlik dizileri izlerken çocuğumuzun ne yaptığının farkında olmamız lazım. Acaba bizler aileleri olarak o ekranların başından bir saatimizi fedakarlık ederek çocuğumuza vereceğiz mi vermeyeceğiz mi bu dizilerin bu kadar uzun sürmesi doğru mu değil mi bu dizi senaryolarının böyle yazılması doğru mu değil mi bu dizilerin bu kadar uzun olmasının sebebi olan reklam sektöründeki ekonominin nasıl yönlendirildiğine nasıl karar vereceğiz Bunların tamamını değerlendirmemiz, buna göre hareket etmemiz, ama radikal olmamız lazım. Eğer bir takım hususlar yasaklanması gerekiyorsa bundan da çekinmememiz lazım ,eğer neticeyi böyle alacaksan işte bu sosyal medya aleminde bir takım kararlar alınması gerekiyorsa bazı şeylerin önüne geçilmesi gerekiyorsa bunların da yapılması lazım. Onun için bu komisyonun faaliyetlerini çok yakından takip etmemiz daha sonra da işte bakanlıklarla beraber, hükümetimizle beraber gerekli adımları atmamız lazım. TÜGVA’ya bu manada da çok teşekkür ediyorum, onların nasıl genç kardeşlerimizi hayata katmak için mücadele ettiğini gördüm. Bu İhtisas Akademisi’de onlardan bir tanesi. Buradaki genç arkadaşlarımdan bu işleri takip etmelerini özellikle rica ediyorum, bu dersleri takip etsinler, kendilerini yetiştirmeye çalışsınlar.
‘Türkiye olarak Yıllardır Bunun Gibi Sıkıntılı Zamanlara Dönük Mücadele Veriyoruz’
Türkiye özellikle AK Parti iktidarlarıyla beraber sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde aslında çok önemli bir mücadelenin içerisinde. Türkiye tam bağımsız olma yolunda, kendi ayakları üzerinde durma yolunda, kendi göbeğini kendi kesebilen, kendi ihtiyacı neyse onun ve ona göre hareket edebilen bir ülke olma yolunda, kendi bağımsız kararlarını verme yolunda çok önemli bir mücadele veriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz bu mücadeleyi yıllardır veriyoruz ve bugün geldiğimiz noktada aslında dünyanın geldiği ortam işte etrafımızdaki ateş çemberini dikkate aldığımızda iyi ki bu mücadeleyi vermişiz diyoruz veriyoruz diyoruz. İşte şu anda Körfezde çok önemli bir savaş devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ile birlikte komşumuz İran’ı bombalamaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nın bir kapatıldığını bir açıldığını sizler de işte televizyonlardan takip ediyorsunuz ve bu savaşın Körfez bölgesindeki ülkeleri nasıl sıkıntıya soktugunu buradaki savunma sanayi anlamında ülkelerin kendilerini savunmak için nasıl mücadeleler verdiğini sizler de takip edebiliyorsunuz. Biz Türkiye olarak aslında yıllardır bunun gibi sıkıntılı zamanlara dönük olarak bir mücadele veriyoruz. Kendi ayaklarımızın üzerinde duralım, kendi savunma sanayimizi inşa edelim. Bir ülke bırakın bize saldırmayı yan gözle bile bakmaya cesaret edemesin diye mücadele edelim. Bunun gayretini veriyoruz, bu kolay bir mücadele değil.
‘Kendi Ürettiğimiz Ürünleri Bugün Körfez Bölgesindeki Ülkeler…’
Eğer bugün Türkiye’de savunma sanayi anlamında kendi ürünlerimizi üretebiliyorsak, kendi ürettiğimiz ürünleri bugün Körfez bölgesindeki ülkeler bize telefon ederek ‘ya şöyle bir sıkıntımız var, sizin böyle bir çözümünüz var varmış, gelin bize yardım edin, bu ürünleri getirin, burada biz kendimiz kullanmak istiyoruz’ diyorlarsa bu işlere kolay gelmedik.
‘Sayın Cumhurbaşkanımız Bunun Adeta Kavgasını Verdi’
Sayın Cumhurbaşkanımız
aslında bunun adeta bir kavgasını verdi. 2004 yılında Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği bir karar bizi bu noktalara getirdi. Ney di o karar. Sayın Cumhurbaşkanımız
2004 yılında askerlerimizin, bakanlarımızın olduğu bir ortamda ‘arkadaşlar bundan sonra eğer kendimiz yapamıyorsak hiçbir ürünü çok hayati olmadığı müddetce satın almayacaksınız, ya oturup bunu kendiniz yapacaksınız, kendiniz üreteceksiniz, ya da ben bunu satın alınmasına müsaade etmeyeceğim’ dedi.
‘Biz Savunma Sanayinde Çok Stratejik Adımlar Atmaya Başladık’
2004 yılındaki Savunma Sanayi İcra Komitesi‘nden sonra biz savunma sanayinde çok stratejik adımlar atmaya başladık. Elbette dışardan alacağınız ürünler, dışardan tedarik edeceğiniz teknolojiler olacaktır. Ama kritik teknolojileri, hayati teknolojileri mutlaka ve mutlaka kendiniz üretmek mecburiyetindesiniz, yoksa işte bir sıkıntı yaşadığınızda siz kontağı çevirmek istediğinizde o teknoloji bir bağımlılık yaşadığınız ülkenin kontrolünde olursa yeri gelir o ülke o kontağı çevirmenize müsaade etmez. Bir insansız hava aracını uçuracağınız zaman kritik günlerde, önemli zamanlarda, hayati konularda o ülke sizin o insansız hava aracınızı uçurmanıza müsaade etmez.
‘Yüzde 80’in Üzerinde Dışa Bağımlılığını Ortadan Kaldırmış…’
İşte sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği o kararla bugün artık yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlılığını ortadan kaldırmış, kendi savunma sanayi ürünlerini üretebilen, ihraç edebilen, hatta ve hatta bunların bazılarında dünya lideri olan bir Türkiye var ve işte bugün etrafımızda bir ateş çemberi varsa biz bu şekilde kendimize güvenerek nispeten bu olaylardan en az etkilenen şekilde yola devam edebiliyorsak sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği o tam bağımsızlık mücadelesi o savunma sanayinde attığı adımlar sayesindedir.
‘Türkiye’nin Ve Dünyanın En Önemli Gaz Yataklarından Bir Tanesini Zonguldak Açıklarında, Sakarya Sahasında Bulduk’
Bugün bulunduğumuz şehirde bu örneklerin en güzellerinden bir tanesi değerli arkadaşlar şu anda dünya bir enerji krizi ile baş başa. İşte petrol fiyatları bir gün yüzde 10 artıyor, bir gün yüzde 2 aşağı geliyor, bir gün yüzde 5 artmaya devam ediyor. Doğal gaz fiyatları bununla paralel olarak yine dalgalanmaya devam ediyor. Biliyorsunuz Türkiye’nin en önemli gaz yataklarından, dünyanın en önemli gaz yataklarından bir tanesini işte biz Zonguldak açıklarında, Sakarya sahasında bulduk.
‘Türkiye Kendi Gaz İhtiyacının Önemli Kısmını Günlük 10 Milyon Metreküplük Üretimini Kendi Başına Gerçekleştirebiliyor’’
Şu anda Türkiye kendi gaz ihtiyacının önemli bir kısmını günlük 10 milyon metreküplük üretimini kendi başına gerçekleştirebiliyor.
Bu tabii ki ihtiyacımızın şu anda tamamı değil, ama önemli bir kısmı, önemli kayda değer bir kısmı. Peki biz bunu nasıl başardık değerli arkadaşlar? Sadece savunma sanayinde değil, hayatın her alanında, ekonominin her alanında kendi bağımsız siyasetinizi oluşturmamız lazım. Daha önce biz bu Karadeniz’de farklı ülkelerde petrol araba çalışmaları yaptık, dünyanın farklı ülkelerinden şirketler geldiler burada çalışmalar yaptılar ve bu çalışmalar oldukça maliyetli çalışmalar. Atıyorum 300-400 milyon dolar vererek 2-3 sondaj yapabildiğiniz çalışmaları biz Türkiye olarak bir karar verdik dedik sismik araştırmalar bize gösteriyor. Bu Karadeniz’de gaz var, petrol var. Bu sismik verilerle, bilimsel verilerle bizim gözümüzün önünde ne yapacağımızı, bunu bulmamız lazım. Ama yabancı ülkelerin burada gelip çalışma yapması çok masraflı.
‘Sayın Cumhurbaşkanımız Hayati Bir Karar Verdi’
Sayın Cumhurbaşkanımız hayati bir karar verdi ve ‘biz kendi gemilerimizi alalım, hem sismik faaliyetlerimizi detaylı bir şekilde kendimiz yapalım, kendi gemilerimizde sondajlarımızı yapalım ve neticeye ulaşmaya çalışalım’ dedi. Yabancı ülkelerin büyük masraflarıyla burada 2-3 sondaj yapabilirken kendi filomuzu kurarak bunun 5 katı, 6 katı, 7 katı çalışma yapabildik ve bunun sonunda işte Sakarya bölgesinde gazımızı keşfettik. İşte bu nedir? Enerjide de bağımsız olmanın adımlarını atmanın yoludur. Peki bulduğunuz bu gazı işlemeniz
lazım. Bunun için ne gerekiyor? Çok önemli. Burada bu gemilerle bu işi yapabileceğiniz bir limana ihtiyacınız var. Bu liman nerede? İşte Filyos’ta. O liman aşağı yukarı yüzyıldır tartışılan bir liman. Buraya bir liman yapalım, burayı önemli bir ticaret merkezi yapalım diye Osmanlı İmparatorluğu’ndan beri tartışılmış ama yine devletimiz oturmuş demiş ki artık bunun zamanı geldi biz bu Filyos’a a bir limanı inşa edelim, ekonomiyi canlandıralım ve hem de buna ihtiyaç hasıl olursa bu limanı kullanalım. Bu limanın boyutlarında başka bir liman en yakın Trabzon’da var, dolayısıyla Karadeniz sahilini düşündüğünüzde Trabzon’dan İstanbul’a gidene kadar arada bu büyüklükte bu kapasitede büyük tonajlarda gemi alabilecek başka hiçbir liman yoktu.
‘Cumhurbaşkanımız Stratejik Karar Verdi’
Filyos limanının inşaatına başladık, bu inşaatı yaparken yine devletimiz, siyasilerimiz, Cumhurbaşkanımız stratejik bir karar verdi ve dedi ki ‘madem böyle bir liman yapıyoruz, bunun yeni bölgesinde bir endüstri bölgesi inşa edelim, buraya sanayi gelsin, üretim gelsin, bu limanı kullansın’. İşte biz o limanı inşa ettiğimiz için gerisindeki sanayi bölgesi çalışmalarına başladığımız için Sakarya bölgesindeki gazımımızı bulduktan kısa bir süre sonra biz bu gazı işlemeye başladık, üretmeye, karaya çıkararak kullanmaya başlayabildik. Eğer devletimiz o limanı inşa etmemiş olsaydı, eğer oradaki endüstri bölgesi inşa edilmemiş olsaydı bakın bugün itibariyle bile biz o gazı karaya çıkaramazdık kullanamazdık. Dolayısıyla işte tam bağımsız olma yolunda ülkenizin ihtiyaçları neyse ona göre hareket etme yolunda kararlılıkla ilerlerseniz aslında fırsatları da değerlendirirsiniz. Bunun ekonomik kazanımlarını da elde edersiniz işte Zonguldak onun en güzel örneklerinden bir tanesi, onun için değerli arkadaşlar sevgili genç kardeşlerim bu mücadeleyi biz kolay vermedik.
‘Tam Bağımsız Ülkeyi İnşa Etme Yolunda Büyük Savaş Verdik’
Gerçekten tam bağımsız Türkiye’yi inşa etmek yolunda büyük bir savaş verdik ve hamdolsun o savaşın neticelerini şu anda alıyoruz. Ama işimiz bitti mi bitmedi ne diyoruz Türkiye yüzyılı’nı inşa edeceğiz diyoruz, Türkiye yüzyılını biz sadece Türkiye için inşa etmek de istemiyoruz işte etrafımızda yaşanan bu katliamları görüyorsunuz, zulümleri görüyorsunuz. eğer bu zulümleri durdurmak gerekiyorsa eğer mazlum milletler ve devletler ‘ya dünyada artık adalet gelmeyecek mi?’ diye sorduğunda sizin gözünüzün içine bakıyorsa işte biz Türkiye yüzyılını sadece kendimiz için değil o mazlum milletler ve devletler için inşa etmek mecburiyetindeyiz. Nasıl birileri teknolojisini, sanayisini ve ekonomisini katliam yapmak için kullanıyorsa işte biz de teknolojimizi ekonomimizi ve kazanımlarımızı adaleti getirmek için kullanmak mecburiyetindeyiz. Bunu da nasıl yapacağız? Bakın bunu bir demogoji olarak söylemiyorum değerli kardeşlerim. Sizler sayesinde yapacağız, siz genç arkadaşlarımız sayesinde yapacağız, biz inanıyoruz ve biliyoruz ki siz değerli genç kardeşlerimiz Türkiye yüzyılını inşa edecekler, nasıl bugün bir çok başarının altında genç kardeşlerimizin imzası varsa, nasıl bugün o öğündüğümüz savunma sanayi projelerinde çalışan genç kardeşlerimizin yaş ortalaması daha 30 bile değilse, biz biliyoruz ki sizin gibi gençler kan sayesinde biz Türkiye yüzyılını inşa edeceğiz ve inşallah adaletin dünyaya hakim olması için de biz Türkiye olarak elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz. Başta TÜGVA’daki genç kardeşlerim olmak üzere bu işte emeği olan bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum, inşallah bu etkinlikler sayesinde kendinizi yetiştireceksiniz, kendinize istikamet çizeceksiniz ve inşallah Türkiye yüzyılını inşa ederken sizler de birer TÜGVA’yı oraya yerleştireceksiniz diyorum.”
“Yılda 1 Milyon Gence Türkiye Gençlik Vakfı Olarak Dokunuyoruz”
TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel de şunları kaydetti:
“Türkiye Gençlik Vakfı olarak Türkiye’nin 81 ilinin yanı sıra 605 ilçesi ve 205 üniversitesinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu gençlik için çalışırken de kendimize edindiğimiz bir misyon var, biz bu ülkenin gençliği için iyi ve güzel olanı dahil ne var ise sahipleniyor, sahip çıkıyoruz. Yılda 1 milyon gence Türkiye Gençlik Vakf olarak dokunuyoruz. 450 bin ortaokuldaki öğrencilerimize yaz okulu programımızı, 41 bin liseli kardeşlerimizle genç bilgimizi ve üniversite kampüslerinde şu anda katılmış olduğunuz İhtisas Akademi projemizi gerçekleştiriyoruz. Şu anda aktif olarak üniversitelerde 26 bin genç kardeşimizle bu programı, bu projeyi hayata geçirmiş bulunmaktayız.
‘15 Temmuz Hain Darbe Girişiminde, Bu Şehrin Suyunu İçmiş Şehit İlhan Varank’ta Vardı’
Zonguldak‘ta sayın Mustafa Varank bakanımızı ağırlamamızın bir manası daha var, 15 Temmuz hain darbe girişiminde milletimiz çok şehit verdi, ama onların arasında bu şehrin suyunu içmiş olan şehit İlhan Varank‘ta vardı, biz bu sebeple Mustafa bakanımızı burada ağırlamak istedi.
‘Babama Teşekkür Ediyorum’
Son olarak sözlerime ben de 20 yıl bu şehirde yaşamış bir kardeşiniz olarak bu şehirde beni yetiştiren kıymetli babam Abdullah Karagüzel’e teşekkür ediyorum.
Programa Katılanlar!
Programa; Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Ahmet Çolakoğlu, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan ile TÜGVA Zonguldak İl Temsilcisi İslam Yusuf Karakurt’ın yanı sıra çok sayıda katılım oldu.